Kadınlar, içgüdüleri ve öğretilenler sayesinde annelik duygusuna daha yakın. Ayrıca hamilelik sürecini yaşadıkları için anneliğe adım adım hazırlanma imkanları var.

Ancak babalar için bu durum, çok kolay olmuyor.

Onların babalığa alışma süreçleri daha zor. İşte yeni rolüne alışmakta zorlanan babaların ve baba adaylarının bu süreçte işlerini kolaylaştıracak öneriler.

1DOKTOR KONTROLLERİNE BİRLİKTE GİDİN

9 ay süren hamilelik sürecinin gelişmelerinden en çok etkilenen kişi doğal olarak anneler. Bu nedenle anneler, hamilelik sürecinde yaşananlara ilişkin tüm ayrıntıları, babalardan çok daha iyi biliyorlar.

Ama siz hamile değilsiniz diye, bu süreçten tamamen uzak durmanız gerekmiyor. Elbette bir baba adayı olarak biyolojik olarak hamile kalma şansınız yok. Ancak bu süreci öğrenmenize engel de yok! Yalnızca ‘gözlemci’ olarak kalan baba adaylarında en sık rastlanan durum ise, telaş.

Neler olup bittiği konusundaki az bilgi, en küçük bir değişiklik durumunda daha da telaşlanmalarına neden oluyor. İşte bunu aşmanın yolu ise önce bilgi edinmek… Günümüzdeki babalar bu konuda oldukça şanslı.

Dergiler, kitaplar, internet yoluyla pek çok bilgi edinebiliyorlar. Ama bilgi edinmenin bir başka yolu ise; doktor kontrollerinde eşinizi yalnız bırakmamak.

Bu süreçte baba adayı olarak, neler olup bittiğini öğrenmek için doktor kontrollerine mümkün olduğunca birlikte gitmeniz faydalı olacaktır.

Bu sayede eşinizle bebeğinizin sağlığını yakından takip etme imkanı da bulabilirsiniz.

2ULTRASONDAN İZLEYİN

Eğer işinizin yoğunluğu aylık doktor kontrollerine gitmenize olanak vermiyorsa, siz de bebeğinizle ilgili önemli buluşmalara katılmaya çalışın.

Özellikle bebeğinizin ilk kalp atışının duyulduğu muayene gününde ya da bebeği görebileceğiniz ultrason incelemesinde bulunmanız, onun varlığına alışmanızı daha da kolaylaştıracaktır.

3HAMİLE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜN

Durun, hemen yanlış anlamayın! Hamile gibi davranmak için hamile kıyafetleri giymenize ya da her gün süt içmenize gerek yok. Burada yapacağınız tek şey, eşinizin hamilelikteki davranışlarına katılmak.

Dokuz ay boyunca siz de eşiniz gibi abur cubur yemeye son verebilir; sigara içmeyip alkol kullanmayabilir ve arkadaşlarınızla yaptığınız akşam görüşmelerine ara verebilirsiniz.

Böylelikle hem eşinizi daha iyi anlarsınız; hem de bebeğiniz için fedakarlıkta bulunmuş olursunuz.

4EŞİNİZİN KARNINA DOKUNUN

Doğmamış bebeğinizle ilişki kurmanın en iyi yolu eşinizin karnına dokunmaktır. Böylelikle onun hareketlerini hissedebilir; okşamalarınızla onu kendi varlığınızdan haberdar edebilirsiniz. Onu okşarken bir yandan da konuşabilirsiniz.

Eğer koyacağınız isimde kararlıysanız, onu ismini söyleyerek sevin. Tekmelerine, minik dokunuşlarla cevap verin. Bunları yaparken kendinizi sakın aptal gibi hissetmeyin. Çünkü bebekler anne karnındayken bile farklı sesleri algılayıp cevap verebilir ve ışığı ayırt edebilirler.

5DİĞER BABALARLA KONUŞUN

Ailedeki diğer babalarla konuşmak ve neler yaşadıklarını dinlemek kendinizi babalığa alıştırmanızda kolaylık sağlayabilir. Bu yüzden diğer babalarla konuşmaya zaman ayırın.

Endişeleriniz ve korkularınızı paylaşmanız, aynı duyguları yaşayan bir babanın tavsiyeleriyle azalabilir. Ayrıca eğer etrafınızda sizin gibi bebek bekleyen başka bir baba adayı daha varsa, yaşadıklarınızı en iyi o anlayacaktır.

6BİRLİKTE ALIŞVERİŞE ÇIKIN

Erkekler için “alışveriş” pek de sevilerek yapılan bir eylem değildir. Ancak bu defalık bebeğiniz için olacağından alışverişiniz oldukça eğlenceli geçebilir. Alışverişe çıkmadan önce bebeğinizin odasına dair ayrıntılı bir plan yapın.

Önce odanın rengine karar verin. Odanın rengine göre de eşyanın rengini belirlersiniz. Sonra da patiklerden emziğe kadar tüm ihtiyaçlarının bir listesini çıkarın. Her şeyi aynı anda almaya kalkışmanıza gerek yok, zaman içine yayarak parça parça alabilirsiniz.

7BİRLİKTE HAYAL KURUN

Babalığa alışmanın en güzel yollarından biri de hayal kurmaktır. Kendinizi çocuğunuzla oyun oynarken, ona tuttuğunuz takımın renklerini ya da bisiklet kullanmayı öğretirken, tatile gittiğinizde babanızdan öğrendiklerinizi ona anlatırken hayal etmek, ilerde çocuğunuzla yapacaklarınızın bir provası olabilir.

Bu hayallere eşinizin de katılmasını sağlamak, bir aile olmanın sıcaklığını hissetmenizi sağlayabilir.

8DUYGULARINIZI SAKLAMAYIN

Eğer tüm yaptıklarınız kendinizi bu olaya dahil etmenize yetmezse, duygularınızdan eşinize mutlaka bahsedin. Çünkü eşiniz siz söylemedikçe, olaya daha fazla katılmak istediğinizin farkına varmayabilir.

Üstelik sizi art niyet gözetmeksizin olaydan uzaklaştırabilir. Ona endişelerinizden, dışlanma ve yalnız kalma korkunuzdan bahsederseniz, size bunların ne kadar yersiz korkular olduğunu anlatıp, içinizi rahatlatabilir. Unutmayın ki, sıkıntılar paylaşıldıkça azalır.

9PROFESYONEL EĞİTİM ALIN

Anne ve baba olmak genellikle yaşanılarak öğreniliyor deniyorsa da, öğrenilerek de yapılabilir. Ayrıca hızla değişen yaşam şartları da yeni bilgilerin öğrenilmesini gerekli kılıyor.

Bu yüzden sorunlara daha objektif bakabilen uzmanların desteği, her zamankinden daha önemli oluyor. İşte anne ve baba adayları için verilen eğitimler de bu anlayışa dayanıyor. Siz de bu eğitimlere katılarak güncel bilgileri öğrenebilir; yeni gelişmeleri takip edebilirsiniz. Ayrıca “baba olmak” hakkında yazılan kitapları da okuyabilirsiniz.

10DOĞUMU KAÇIRMAYIN !

Pek çok anne için bebeğin dünyaya geldiği ilk anlara tanık olmak, dünyanın en güzel anlarından biridir. İşte bu yüzden annelerin büyük bir kısmı, genel anestezi uygulanan sezaryenli doğum fikrine sıcak bakmazlar. Doğum korkuları nedeniyle genel anestezi ile sezaryen olsalar bile, o muhteşem anı kaçırmak, içlerinde bir uhde olarak kalır.

Peki, ya siz baba olarak bu anı yaşamak istemez misiniz? ‘Beni kan tutmuyor’ diyorsanız bu anı kaçırmanız için hiçbir neden kalmıyor. İlk kez bebeğinizi görmek, ilk çığlığını duymak size çekici geliyorsa, doktorunuza doğum anında eşinizin yanında olmak istediğinizi söyleyebilirsiniz.

Eğer hastanenin teknik koşulları uygunsa, bu fırsatı kaçırmamanızı öneririz. Eğer, ben bunu yapamam diyorsanız, size doğumhanenin kapısında heyecanla beklemek düşecektir.